İman Esasları ve Akaid Kitabı Özeti Oku İndir

İman Esasları ve Akaid Kitabı Özeti Oku İndir

İcmali İman, Tafsili İman, Taklidi İman, Tahkiki İman, İslam, Tekfir, Meleklere İman, Kitaplara İman, Peygamberlere İman, Ahirete İman, Kaza, Kader, İrade, Ecel, Allah’ın Sıfatları, Peygamberlerin Sıfatları, Kur’anda Adı Geçen Peygamberler, Vahyin Geliş Şekilleri



İman Esasları ve Akaid Kitabı Özeti Oku İndir

İcmali İman, Tafsili İman, Taklidi İman, Tahkiki İman, İslam, Tekfir, Meleklere İman, Kitaplara İman, Peygamberlere İman, Ahirete İman, Kaza, Kader, İrade, Ecel, Allah’ın Sıfatları, Peygamberlerin Sıfatları, Kur’anda Adı Geçen Peygamberler, Vahyin Geliş Şekilleri

İman sozlukte, “bir kişiyi soylediği sozde tasdik etmek, doğrulamak, soylediğini kabullenmek, gonul huzuru ile benimsemek, karşısındakine guven vermek, guvenlikte olmak, şupheye yer vermeyecek bicimde icten ve yurekten inanmak” anlamlarına gelir. Terim olarak ise, Hz. Peygamber’i, Allah Teala’dan getirdiği kesin olarak bilinen hukumlerde (zarûrât-ı dîniyye) tasdik etmek, onun haber verdiği şeyleri tereddutsuz kabul edip bunların gercek ve doğru olduğuna gonulden inanmak demektir.
İcmâlî İman:
İnanılacak şeylere kısaca ve toptan inanmak demektir
Tafsîlî İman:
İnanılacak şeylerin her birine, acık ve geniş şekilde, ayrıntılı olarak inanmaya tafsili iman denilir.
Taklîdî ve Tahkîkî İman:
Delillere dayalı olmaksızın sadece cevrenin telkini ile meydana gelen ve adeta kişinin İslam toplumunda doğup buyumuş olmasının tabii sonucu olarak gozuken imana taklidi iman denilir. Delillere, bilgiye, araştırma ve kavramaya dayalı imana ise tahkiki iman denir.
İmanın Geçerli Olmasının Şartları:
Dunya hayatından umit kesme (ye’s) durumunda gercekleşmemiş bulunması gerekir.
İslâm: İtaat etmek, boyun eğmek, bağlanmak, bir şeye teslim olmak, esenlikte kılmak” anlamlarına gelir. Her muşrik kafirdir, fakat her kafir muşrik değildir.
Tekfîr: Musluman olduğu bilinen bir kişiyi, inkar ozelliği taşıyan inanc, soz veya davranışından oturu kafir saymak demektir. İrtidat ise muslumanın dinden cıkması anlamına gelir. Dinden cıkana murted denilir. Allah’ın Varlığının Delilleri: Allah’ın varlığını ispatlamak icin insanın fıtraten Allah inancına sahip oluşu (fıtrat delili), alemin ve alemdeki varlıkların sonradan yaratılmış olup bir yaratıcıya muhtac olduğu (hudûs delili), mumkin bir varlık olan alemin var olması icin bir sebebe ihtiyac olduğu (imkân delili), tabiatın buyuk bir ahenge ve şaşmaz bir duzene sahip olup bunun bir yaratıcının eseri olmasının gerektiği (nizam delili) gibi bazı deliller ortaya koymuşlardır.
Zâtî Sıfatlar: Bu sıfatlara tenzihi sıfatlar ve selbi sıfatlar da denilmiştir. Zati sıfatlar şunlardır: 1. Vucud. 2. Kıdem (zıddı: hudus, sonradan olma). 3. Beka (zıddı: fena) 4. Muhalefetun li’l-havadis (Sonradan olan şeylere benzememek). 5. Vahdaniyyet. 6. Kıyam bi-nefsihi.
Sübûtî Sıfatlar: 1.Hayat. 2. İlim. (zıddı: cehl= bilgisizlik) 3. Semi’. 4. Basar. 5. İrade: iradesizlik ve zorunda olmak (icab bi’z-zat) Allah hakkında duşunulemez. Meşiet de irade anlamına gelen bir kelimedir. 6. Kudret (zıddı: acz). 7. Kelam. 8. Tekvin. Yaratmak, rızık vermek, diriltmek, oldurmek, nimet vermek, azap etmek ve şekil vermek tekvin sıfatının sonuclarıdır.

Tekvînî İrâde: Tekvini (yapma, yaratma ile ilgili) irade; butun yaratıkları kapsamaktadır.
Teşrîî İrâde: Tekvini irade hayra da şerre de, iyiliğe de kotuluğe de yonelik olarak gercekleştiği halde teşrii irade, sadece hayra ve iyiliğe yonelik olarak gercekleşir.

Meleklere İman
Meleklere inanmamak, dolaylı olarak vahyi, peygamberi, peygamberin getirdiği kitabı ve tebliğ ettiği dini de inkar etmek anlamına gelir. Cebrâîl: er-Ruhu’l-emin. Ruhu’l-kuds. Meleklerin efendisi” anlamında seyyidu’l-melaike denilmiştir. Azrâîl: Melekul-mevt. Kirâmen Kâtibîn: Hafaza melekleri. Münker ve Nekir: Kabirde sorgu ile gorevli iki melektir. Hamele-i Arş: Arşı taşıyan melekler. Mukarrebûn ve İlliyyûn: Allah’a cok yakın ve O’nun katında şerefli mevkii bulunan meleklerdir. Rıdvân: Cennet bekcisi. Mâlik: Cehennem bekcisidir.

Kitaplara İman
İlahi kitaplara Allah katından indirilmiş olması sebebiyle “kutub-i munzele” veya “semavi kitaplar” da denilir. Suhuf: Hz. Adem’e 10 sayfa, Hz. Şit’e 50 sayfa, Hz. İdris’e 30 sayfa, Hz. İbrahim’e 10 sayfa gonderilmiştir. Tevrat: Kanun, şeriat ve oğreti. Tevrat’a Ahd-i Atik ve Ahd-i Kadim de (Eski Ahit) denilir. Zebur: Yazılı şey ve kitap. Zebur, ilahi kitapların en kucuğu olup, yeni dini hukumler getirmemiştir. Bugun elde mevcut olan Zebur nushaları, lirik soyleyiş ve ilahilerden, Allah’a ovgu ve hikmetli sozlerden ve birtakım nasihatlerden meydana gelmiştir. Mezmurlar adıyla Eski Ahid’de yer almaktadır. İncil: Mujde, talim ve oğretici. İncil’e Ahd-i Cedid de (Yeni Ahit) denilir. Bir muslumana onceki kutsal kitaplarda bulunan bir hususun haber verilmesi durumunda; eğer bu husus, Kur’an ve sahih hadislerdeki bilgilere uygunsa kabul edilir. Ayet ve hadislere aykırı ise reddedilir. Ayet ve hadislerde hic bahsedilmiyor ve İslam’ın temel prensiplerine de zıt duşmuyorsa Hz. Peygamber’in şu tavsiyesi doğrultusunda hareket edilir: “Ehl-i kitabı tasdik de etmeyin, tekzip de (yalanlamayın). Biz Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e indirilene inandık deyin”. Kur’ân: Toplamak, okumak, bir araya getirmek.

Peygamberlere İman
Yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla insanlara gonderilen peygambere denilir. Coğulu “rusül” ve “murselun”dur. Nebî de Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara haber veren, fakat yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla gonderilmeyip, onceki bir peygamberin kitap ve şeriatını ummetine bildirmeye gorevli olan peygamberdir. Coğulu “enbiya”dır.
Peygamberlerin Sıfatları: Peygamberlerin sıfatları deyince onlarda bulunması caiz olan sıfatlarla, gerekli (vacip) ve zorunlu olan sıfatlar anlaşılır. Kur’an-ı Kerim’in pek cok yerinde vurgulandığı gibi peygamberler de insandır. Onlar da diğer insanlar gibi oturup kalkar, yiyip icerler, gezerler, evlenip coluk cocuk sahibi olurlar, hastalanır ve olurler; bu gibi ozelliklere, peygamberler hakkında duşunulmesi caiz ozellikler denir. İlahi emir ve yasaklarla yukumluluk konusunda peygamberler de diğer insanlar gibidirler. Fakat onlar her hareketleriyle Allah’ın insanlar icin sectiği kulları ve elcileri, insanların kendilerine bakarak davranışlarına cekiduzen verdikleri birer ornek olduklarının bilinci icindedirler. Bu sebeple fakirken, sıkıntıdayken bile Allah’a şukrederler. Haset etmek, ici dışına uymamak gibi kotu huylardan hicbiri onlarda bulunmaz. Her peygamberde insan olmanın da otesinde birtakım sıfatların bulunması gerekli ve zorunludur. Bunlara vacip sıfatlar denir. Bu sıfatlar şunlardır: 1-Sıdk: “Doğru olmak” demektir. Her peygamber doğru sozlu ve durust bir insandır. Onlar asla yalan soylemezler. Eğer soyleyecek olsalardı kendilerine inanan halkın guven duygusunu kaybederlerdi. O zaman da peygamber gondermekteki gaye ve hikmet gercekleşmemiş olurdu. Sıdkın zıddı olan yalan soylemek (kizb), peygamberler hakkında duşunulemez. Butun peygamberler peygamberlikten once de sonra da yalan soylememişlerdir. 2-Emânet: Guvenilir olmak. Emanet sıfatının zıddı hıyanettir. 3-İsmet: Gunah işlememek, gunahtan korunmuş olmak. Peygamberlerin kucuk hatalarına “zelle” denilir. İsmetin karşıtı ma’siyettir. 4-Fetânet: Peygamberlerin akıllı, zeki ve uyanık olmaları. 5-Tebliğ: Peygamberlerin Allah’tan aldıkları buyrukları ve yasakları ummetlerine eksiksiz iletmeleri. Tebliğin karşıtı olan gizlemek (kitman) tir.
Kur’ân’da Adı Geçen Peygamberler: Adem, İdris, Nuh, Hud, Salih, Lut, İbrahim, İsmail, İshak, Ya’kub, Yusuf, Şuayb, Harun, Musa, Davud, Suleyman, Eyyub, Zulkifl, Yunus, İlyas, Elyesa’, Zekeriyya, Yahya, Isa, Muhammed. (Üzeyir, Lokmân ve Zülkarneyn Kur’an’da gecer ancak peygamber olup olmadıkları konusunda ihtilaf vardır.)
Ulü’l-Azm: Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Isa ve Hz. Muhammed (a.s) ulü’l-azm peygamberlerdir, butun zorluklara goğus germede azim ve sebat gosteren peygamberler demektir. Peygamberlik ve Vahiy: Gizli konuşma, gonderme, emir, işaret, ilham gibi anlamlara gelen vahiy, gizli ve suratli haberleşmedir.
Vahyin Geliş Şekilleri: 1-Doğru ruyalar. 2-Peygamberimiz uyanıkken, Cebrail tarafından vahyin onun kalbine bırakılmasıdır. 3-Cebrail’in insan şekline girerek getirdiği vahiy, vahyin en kolay şeklidir. Cibril hadisi diye meşhur olmuş hadis bu yolla gelmiştir. 4-Cebrail, gorunmeden cıngırak sesine benzer bir ses halinde vahyin gelmesidir. Kendisinde tehdit ve korkutma olan ayetler bu ceşit vahiyle gelmiştir. 5-Cebrail’in Hz. Peygamber’e uyku halinde getirdiği vahiydir. Bu tur vahiyle alınan soz, Kur’an değildir. 6-Cebrail’in kendi asli şekliyle getirdiği vahiydir. Bu şekliyle vahiy iki defa gercekleşmiştir. Birincisi peygamberliğinin ilk gunu Hira’da iken, ikincisi de miracta meydana gelmiştir. 7-Vahyi, Hz. Peygamber’in doğrudan Allah’tan alması veya perde arkasından Allah’la konuşması şeklinde gercekleşen vahiydir. Miracta gercekleşmiştir.
Mûcize: İnsanların benzerini getirmekten aciz kaldığı olağanustu olay. Kur’an’da mucize terimi yerine ayet, beyyine ve burhan kavramları kullanılır.
İrhâs: Peygamber olacak şahsın, henuz peygamber olmadan once gosterdiği olağanustu durumlardır. Hz. Isa’nın beşikte iken konuşması gibi.
Kerâmet: Peygamberine gonulden bağlı olan ve ona titizlikle uyan veli kulların gosterdikleri olağanustu hallerdir.
Meûnet: Yuce Allah’ın veli olmayan bir musluman kulunu, darda kaldığı veya sıkıntıya duştuğu zaman, olağanustu bir şekilde bu darlık ve sıkıntıdan kurtarmasıdır.
İstidrâc: Kafir ve gunahkar kişilerden arzu ve isteklerine uygun olarak meydana gelen olağanustu olaydır.
İhânet: Kafir ve gunahkar kişilerden, arzu ve isteklerine aykırı olarak meydana gelen olaydır. Mesela, peygamberlik taslayan inkarcılardan Museylime, tek gozu kor olan bir adama, iyi olsun diye dua etmiş, bunun uzerine adamın obur gozu de kor olmuştur.

Âhirete İman
Yevmü’l-âhir: Son gun, ahiret gunu. Yevmü’l-ba’s: Diriliş gunu. Yevmü’l-kıyâme: Kıyamet gunu. Yevmü’d-dîn: Ceza ve mukafat gunu. Yevmü’l-hisâb: Hesap gunu. Yevmü’t-telâk: Kavuşma gunu. Yevmü’l-hasre: Hasret ve pişmanlık gunu. Din günü: Ceza ve mukafat gunu.
Âhiret Hayatının Devreleri: Kabir (berzah) hayatı, kıyamet; ba’s (yeniden dirilme). Kur’an’da kıyamet gunu; saat, vakıa (kesin olarak meydana gelecek olan), et-tammetu’l-kubra (en buyuk felaket ve bela), hakka (gercek olan), ğaşiye (şiddetiyle birden bire halkı saran), qaria (kapıyı calacak gercek) gibi isimlerle de anılmıştır.
Kıyâmet Alâmetleri: Eşratu’s-saat. a) Kucuk Alametler: Dini emirlerin ihmal edilmesi ve ahlakın bozulması gibi insan iradesine bağlı olarak buyuk alametlerden cok once meydana gelecek olan olaylardır. b)Buyuk Alametler: Kıyametin kopmasının hemen oncesinde meydana gelecek ve birbirini izleyecek olan olaylardır. Buyuk alametler, tabiat kanunlarını aşan ve insan iradesinin dışında gercekleşen olaylardır. Duman, Deccal, Dabbetu’l-arz, Guneşin batıdan doğması, Ye’cuc ve Me’cuc’un cıkması, Hz. Isa’nın gokten inmesi, yer cokuntusu, ateş cıkması.
Sûr ve Sûr’a Üfürüş: Nefha-i feza’=korku ufuruşu; nefha-i saik=olum ufuruşu; nefha-i kıyam=kalkış ufuruşu.
Ba’s: Yeniden dirilme, oldukten sonra tekrar dirilmek
Haşir ve Mahşer: Haşir, terim olarak yuce Allah’ın insanları hesaba cekmek uzere tekrar dirilişten sonra bir araya toplamasıdır. İnsanların toplandıkları yere mahşer veya arasât denilir.
Şefâat: Allah’a dua ederek hesap ve sorgunun bir an once yapılmasını ister. Buna “şefâat-i uzmâ” (en buyuk şefaat) denilir.
A’râf: Cennetle cehennemin arasında bulunan surun ve yuksek kısmın adıdır.
Cehennem: Kur’an’da cehennem icin yedi isim kullanılmıştır: Cehennem (derin kuyu), nar (ateş), cahim (son derece buyuk, alevleri kat kat yukselen ateş), haviye (duşenlerin coğunun geri donmediği ucurum) , sair (cılgın ateş ve alev), leza (dumansız ve katıksız alev), sakar (ateş), hutame (obur ve kızgın ateş). Bazı alimler bu yedi ismin, cehennemin yedi tabakası olduğunu ileri surmuşlerdir.
Cennet: Kur’an’da cennet icin ceşitli isimler kullanılmıştır. Cennetin tabakaları olması ihtimali de bulunan bu isimleri şoyle sıralayabiliriz: Cennetu’l-me’va (şehid ve muminlerin barınağı ve konağı olan cennet), cennet-i adn (ikamet ve ebedilik cenneti), daru’l-huld (ebedilik yurdu), firdevs (her şeyi kapsayan cennet bahcesi), daru’s-selam (esenlik yurdu), daru’l-mukame (ebedi kalınacak yer), cennatu’n-naim (nimetlerle dolu cennetler), el-makamu’l-emin (guvenli makam).
Allah’ın Âhirette Görülmesi: Ru’yetullah.
Kader: Allah’ın ilim ve irade sıfatlarıyla ilgili bir kavram olan kader, evreni, evrendeki tum varlık ve olayları belli bir nizam ve olcuye gore duzenleyen ilahi kanunu ifade eder.
Kazâ: Cenab-ı Hakk’ın ezelde irade ettiği ve takdir buyurduğu şeylerin zamanı gelince, her birisini ezeli ilim, irade ve takdirine uygun bicimde meydana getirmesi ve yaratmasıdır. Kaza, Allah’ın tekvin sıfatı ile ilgili bir kavramdır.
İrâde: Eş’ariler, Allah’ın iradesinin her şeyi kuşattığını dikkate alarak, bu iradeye kulli (genel) irade adını vermişler ve boyle bir nitelendirme ile onu, kulun iradesinden ayırt etmek istemişlerdir. Maturidiler ise, Allah’ın iradesine ilahi ve ezeli irade demişler, kulli ve cuz’i irade terimlerini kulun iradesinin iki yonunu belirtmekte kullanmışlardır. Kulli irade, Allah tarafından kula verilmiş olan, yapma veya yapmamayı tercihte aracı kabul edilen secme yeteneğidir. Cuz’i irade ise kulli iradenin, iki taraftan birine aktif bicimde yonelmesinden ibarettir. Maturidiler bu sebeple cuz’i iradeye, azm-i musammem (kesinleşmiş karar), ihtiyâr (secim) ve kasıt (yonelme) adını da verirler.
İnsanın Fiillerinin Yaratılması: İnsanın fiilleri, zorunlu (ıztırârî) fiiller ve ihtiyari (iradeli) fiiller olmak uzere ikiye ayrılır. Nefes alışımız, kalp atışımız, midemizin sindirimi gibi zorunlu ve refleks hareketlerimizin oluşturduğu fiillere ıztırari fiiller adı verilir. Bunların oluşumunda insan iradesinin herhangi bir rolu yoktur. Dolayısıyla da insan bu fiillerden sorumlu değildir. Yazı yazmak, oturup kalkmak, namaz kılmak veya kılmamak, hayır veya şer, iyi veya kotu bir şey işlemek gibi hur irademizle secerek yaptığımız fiiller ise iradeli fiillerimizdir. İradeli fiillerimizin oluşumunda herhangi bir baskı ve zorlama altında değilizdir. Her ne şekilde olursa olsun bizi ve yaptıklarımızı yaratan Allah Teala olduğu icin, bizim her iki ceşit fiilimizi yaratan da Allah Teala’dır.
Ecel: Ehl-i sunnet bilginlerine gore, oldurulen şahıs da (maktul) butun insanlar gibi eceliyle olmuştur.

 

İman, Esasları, Akaid, Kitabı, Kitap, Kitapları, Özet, Özeti, Oku, İndir, Eğitim, Sınav, Döküman, Dökümanları, İslami, Dini, Düşünce, Bilgi, Bilgiler, İslami Düşünce, İslami Bilgiler, Dini Bilgiler

Merak ettiginiz konularda sayfanın en altındaki yorum bölümüne yorumunuzu bırakarak bilgi alabilirsiniz. Sorularınıza en kısa sürede cevap verilecektir.

Bu Yazı Toplam - 7.016 - Defa Okundu

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir