“BENİM KALBİM TEMİZ” Klişesi…

“BENİM KALBİM TEMİZ” Klişesi…

Toplumumuzda belirli bir kesimde ortaya çıkan ve hızla yaygınlaşan, Allah’a itaati ve kulluğu arka plana atan ve hatta gereksizmiş gibi gören, insanı gaflete sürükleyen “Benim Kalbim Temiz” klişesine biraz olsun dikkat çekmek istiyorum.



“BENİM KALBİM TEMİZ” Klişesi… Benim Kalbim Temiz İbadet Etmeme Gerek Var mı? Önemli Olan Kalp Temizliği Değil mi? Kalbin Temiz Olsun Yeter. Bunların hepsi sadece nefsimiz tarafından üretilmiş bahanelerden başka bir şey değildir.

Toplumumuzda belirli bir kesimde ortaya çıkan ve hızla yaygınlaşan, Allah’a itaati ve kulluğu arka plana atan ve hatta gereksizmiş gibi gören, insanı gaflete sürükleyen “Benim Kalbim Temiz” klişesine biraz olsun dikkat çekmek istiyorum. Aslında üzerine ansiklopediler bile yazılabilecek olan bu gaflet kelimesine, ben sadece namaz üzerinden dilim döndüğünce değinmek istiyorum.

Müslüman, inancını yaşadığı zamana ve zemine uydurmaya çalışmaz. İslam zaten her zamana ve her mekâna hitap etmektedir. Müslüman, kendi yaşamını İslam’a uydurmak, Allah’ın emirleri ve yasaklarına riayet etmek zorundadır. Bu emirlerin başında da hiç şüphesiz ki Namaz kılmak gelmektedir. İbadetlerin başı ve Peygamber efendimizin tabiriyle dinin direği mesabesinde olan namaz hakkında şöyle buyurmaktadır; “İbn Mes’ûd’dan (ra) rivayet edildiğine göre, bir adam Hz. Peygamber’e (sav), “Amellerin/İbadetlerin en faziletlisi hangisidir?” diye sordu. Peygamber Efendimiz, “Vaktinde kılınan namazdır…” buyurdu.” (Buhârî, Tevhîd, 48)

Kur’an-ı Kerim de namaz birçok ayette farklı kelimelerle bizlere farz kılınmıştır. Nitekim Allah’u Teâlâ Kur’an-ı Kerim de namazın farziyyetini bildirdiği bir ayette şöyle buyurmaktadır: “İşte bu (Kur’an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilâhî kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. Ahirete iman edenler, ona da inanırlar. Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.” (En’am/92)

Namaz kılmayanlar için ise “Onlar (Mü’minler) cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: “Sizi Sekar’a (cehenneme) ne soktu?” Onlar şöyle derler: “Biz namaz kılanlardan değildik.” (Müddessir/40-43)

Dinin direği olan namaz hakkında böyle buyrulurken, düşünen ve akıl sahibi olan Müslüman için daha diğer ibadetleri saymaya gerek kalır mı? Çünkü namazını dosdoğru eda eden zaten diğer ibadetlerini de rahatlıkla yerine getirecektir.

İşte tam burada karşınızdaki kişi hemen lafı yapıştırıyor. “Ben namaz kılamıyorum, vakit bulamıyorum vs. ama Kalbim temiz. Nice namaz kılanları gördüm hocam sahtekâr, hilebaz, yaramaz…” saymaya devam ediyor. Kendi gözünde artık her namaz kılanın kalbi kirli ve kötü ama kendi kalbi temiz o yüzden kendisi cennetlik, namaz kılmaya da ihtiyacı yok öyle ya iş namaz kılmakta değil insan olmakta. Burada sanki suçlu olan namazmış, İslam’mış gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.

Hâlbuki biraz okusak biraz araştırsak gerçeği hemen göreceğiz. Gerçek manada eda edilen namaz insanı her türlü çirkin işlerden uzak tutar. Kur’an-ı Kerimin ifadesiyle; (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.” (Ankebut/45) Buyrulmaktadır. Bizi kötülüklerden ve çirkin işlerden alıkoymayan namaz, bizi insanların gözünde alçalttığı gibi aslında İslam dinine, din’i mübin’e en büyük zararı vermektedir.

Namazı sadece şekilsel hareketler bütünü olarak algıladığımız ve namazın manevi havasını soluyamadığımız takdirde elbette kıldığımız namazlar bizi kötülükten alıkoymayacaktır. Allah katında mutlaka kalp temizliğinin önemi vardır ancak kalbi temizlemenin tek yolu da Allah’ın zikri ve hidayeti iledir. Namaz ise en büyük zikirdir. Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Rad/28) Allah’ı anmayan bir kalp nasıl itminana ersin, nasıl huzur bulsun ve nasıl temiz olsun ki?

İnsanı cennete götürecek amellerin başında namaz gelmektedir. Sadece temiz kalp insana yetmemektedir. Kuru kuruya iman ettim demek kişiyi kurtarmayacaktır. Kur’an’ın ifadesiyle “İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.” (Ankebut/2) uyarısı, düşünen Müslüman için yeterli olacaktır. Abdullah (b. Mes’ûd) tarafından nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) “(Kıyamet gününde) kulun ilk önce hesaba çekileceği şey, namazdır…” (Nesâî, Muhârebe, 2) buyurarak namazın önemine ve ilk etapta sorulacak olan amelin namaz olduğuna dikkat çekilmiştir. İbadet ve kulluk şuuru olmadan ve insanı kötülüklerden alıkoymayan namazın kişiye ne kadar faydası olabilir? Kuru kuruya kalbim temiz demek ve buna güvenerek Allah’a itaati ikinci plana atmak ve hatta sanki gereksizmiş gibi görmek nasıl bir gaflettir?

Yine peygamber efendimiz (S.A.S)’in “Rükûları, secdeleri, abdestleri ve vakitlerine riayet ederek beş vakit namaz(ı kılmay)a devam eden ve bu beş vakit namazın Allah katından gelen bir emr-i hak olduğunu kabul eden kimse cennete girer.” (İbn Hanbel, IV, 266) müjdesine kalbim temiz diyenler değil, Allah’ın zikriyle kalbini temizleyenler, Allah’a olan muhabbeti ile tüm yaratılmışlara karşı muhabbet duyanlar, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyenler, Allah’ın gazabına maruz bırakacak işlerden kendini sakınanlar ve Allah’a sarsılmaz bir imanla bağlı olanlar muhatap olacaktır.

Namaz, bütün peygamberlerin Allah’a yönelişinin en somut göstergesidir. Namaz Nesiller boyu peygamberler tarafından emredile gelmiştir. Allah Teâlâ Kur’an’da, İnsanı hayâsızlık ve fenalıklardan koruyan namazı terk edenlerin hem dünyada nefsanî arzuların esiri olacaklarını ve ahlâkî değerlerini yitireceklerini, hem de ahirette şiddetli bir azaba uğratılacaklarını bildirmiş, bizleri bu konuda uyarmıştır.

Kur’ân-ı Kerîm’de kendilerinden övgüyle bahsedilen müminlerin özellikleri sıralanırken, onların “namazlarında huşû içinde olduklarının” , (Mu’minin/9) “namazlarını muhafaza ettiklerinin” (Mu’minin/2) ve “namazlarına devam ettiklerinin” (Mearic/23) altı ısrarla çizilir. Diğer taraftan namazı ciddiye almayıp ondan uzaklaşan, onu gösteriş için kılan (Maun/4-6)  ve kılarken de tembellik yapan kimseler yerilir. (Nisa/142)

Burada sadece namaz ibadetini kısaca dilim döndüğünce örnek göstermeye ve ölçü almaya çalıştım. Diğer ibadetlere hiç dokunmadan sadece namaz üzerinden bile kendini yoklama yapabilirsin. Bu yüzden kalp temizliğini tekrar bir gözden geçirmelisin. Kalbin senin ölçülerine göre mi temiz, yoksa Kur’an ve Sünnet ölçüsüne göre mi temiz? İslam’ı hayat tarzımız yapmazsak, yaşadığımız hayatı İslam sanmaya başlarız ve bütün ölçülerimizi artık nefsimiz belirlemeye başlar. Ölçüsü Kur’an ve Sünnet olmayan ise hüsrandadır, ziyandadır. Ölçüsü Kur’an ve Sünnet olan ise kurtuluşa ermiştir.

Allah bizleri kurtuluşa eren, hayatını Kur’an ve sünnet ölçüsüne göre dizayn eden kullarından eylesin. Âmin.

Müslümanın içerisine düştüğü en büyük yanılgılardan bir diğeri olan ALLAH AFFEDER Yanılgısı adlı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Merak ettiginiz konularda sayfanın en altındaki yorum bölümüne yorumunuzu bırakarak bilgi alabilirsiniz. Sorularınıza en kısa sürede cevap verilecektir.

Bu Yazı Toplam - 221 - Defa Okundu

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

2 Cevaplar

  1. Şüheda says:

    Hocam Allah razı olsun çok güzel bir makale olmuş. Umarım devamı gelir. Hayırlı çalışmalar dilerim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir