Allah Her Şeyi Affeder mi?

Allah Her Şeyi Affeder mi?

Müslümanın içerisine düştüğü en büyük yanılgılardan birisi de “Allah Affeder” düşüncesidir. Gerçekten Allah her şeyi affeder mi? Yoksa dilediğini mi affeder? Allah kimleri affeder? Allah kimleri affetmez.



Müslümanın içerisine düştüğü en büyük yanılgılardan birisi de “Allah Affeder” düşüncesidir. Gerçekten Allah her şeyi affeder mi? Yoksa dilediğini mi affeder? Allah kimleri affeder? Allah kimleri affetmez.

Yüce Allah, insanoğlunu diğer varlıklardan farklı bir yapıda var etmiş; hem iyiye hem de kötüye yönelebilecek bir potansiyelde yaratmıştır. (Şems/7-8) En güzel surette yaratılan insan (Tîn/4) kötüye yöneldiğinde hayvanlardan da aşağı bir dereceye düşebilmektedir. (A’râf/179) İnsandan istenen, daima iyiye yönelmesi; Allah ve Resûlü’nün emir ve yasakları doğrultusunda bir hayat sürmek suretiyle dünya ve âhiret saadetine erişmesidir.

Ne var ki insan, zaafları (Nisâ/27-28,128) ile ve çevresel etkilerle, bilerek veya bilmeyerek zaman zaman günaha sürüklenir. Yüce Allah’ın kullarına lütfettiği “tövbe-istiğfar”, bu durumdan kurtulmak için bir rahmet kapısıdır.

Hata işleyen bir insanın tövbe etmek amacıyla aracısız olarak doğrudan doğruya Rabbine yönelmesinde herhangi bir engel veya ön şart bulunmamaktadır. Bununla beraber her şeyin kendine göre bir usul, âdâb ve şekli vardır. Bir işten, ancak doğru yollarla yapıldığı takdirde sonuç alınabilir.

Yegâne rehberimiz olan Peygamberimiz, tövbenin adabını öğretmek maksadıyla şöyle buyurmuştur: “Bir kimse bir günah işler de ardından güzelce abdest alır sonra kalkıp iki rekât namaz kılar ve Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah onu mutlaka bağışlar.” Sonra da, söylediğini teyit maksadıyla şu ayeti okumuştur: “Ve onlar ki çirkin bir iş yaptıklarında ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen bağışlanma dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki!” (Âl-i İmrân/135) Böylece tövbenin dil ucuyla söylenen bir iki kelime ile geçiştirilmemesi gerektiğini ve onun bilinçli bir eylem olduğunu anlatır.

İnsan nefsinin kendisine oynadığı en büyük oyun “Allah Affeder” düşüncesine kapılarak yaptığı yanlışları artık doğruymuş gibi algılayarak hata üzerine hata yapmaya başlamasıdır. Evet, Allah affedicidir ancak bunun temel şartı hatamızı kabullenmektir. Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmuştur: “İzzet ve celâl sahibi Allah buyurur ki: ‘Ey kullarım! Benim affettiklerim dışındakiler günahkâr (kalır). Benden bağışlanma dileyin, sizi bağışlayayım. Kim benim affediciliğimi bilir ve af dilerse onu affederim, (hatasını) önemsemem…’” (İbn Hanbel/V, 152).

İşlediğimiz günahların farkına vararak aciz bir kul olduğumuzu ve Âlemlerin Rabbi Olan Allah’a muhtaç olduğumuzu unutmadan, O’nun rahmetinden ümit kesmeden affediciliğine sığınmamız gerekmektedir. Nitekim Allah (C.C) Ancak tövbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar müstesna… Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.” (Furkân, 25/68-70) buyurarak bizlere rahmet kapısını aralamıştır.

Peygamber efendimiz (S.A.S) “Günahından tövbe eden kimse, günahsız kimse gibidir.”  (İbn Mâce, Zühd, 30) buyurarak, affedilmenin ve günahsız olmanın ön koşulunun günahlara samimi bir şekilde tövbe etmek olduğunu vurgulamıştır.

Af dilemenin ve tövbe etmenin insanın hem dünya hayatında hem de ahret hayatında etkisi çok büyüktür. Zira insan tövbe sayesinde imanını pekiştirir, Allah’a olan bağını kuvvetlendirir. Kişi samimi tövbe ile tekrar aynı hatayı işlemekten uzak durarak toplum içerisinde ve Allah katında itibarını arttırır.

Allah affeder ancak kendisinden af dileyeni, günahında ısrarcı olmayanı, nefsine değil de Allah ve Resulüne uyanı, bir kötülük yaptığında hemen pişman olanı affeder. Allah’ın affediciliği bizim dilediğimiz her şeyi yapabileceğimiz anlamına gelmez. Kur’an-ı Kerimde; Kim bir kötülük yapar yahut kendine zulmeder, sonra da Allah’tan bağışlama dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici olarak bulur.” (Nisa/110) buyrularak bu gerçek açıkça ifade edilmektedir.

Aldığımız nefesin bile hesabını vereceğimiz çetin bir günün (hesap günün) geleciğini unutmadan, hesabını veremeyeceğimiz şeyler için canımız tenimizde iken tövbe etmeliyiz. “Hesaba çekilmeden önce, nefsinizi hesaba çekin.” Sözü Kur’an-ı Kerimin şu ifadesiyle daha çok anlaşılır olacaktır. Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf/49)

Rabbimizin bize öğrettiği şu duayı daima yapalım; “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.” (Bakara/128)

Müslümanın içerisine düştüğü en büyük yanılgılardan bir diğeri olan BENİM KALBİM TEMİZ Klişesi adlı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Merak ettiginiz konularda sayfanın en altındaki yorum bölümüne yorumunuzu bırakarak bilgi alabilirsiniz. Sorularınıza en kısa sürede cevap verilecektir.

Bu Yazı Toplam - 341 - Defa Okundu

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Cevap

  1. Bensu Barış says:

    allah bağışlayıcıdır ama kul hakkını bağışlamaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir