Yaratılış Gayemiz : İbadet ve Allah’a Kulluk

| 21 Ekim 2017 |
Yaratılış Gayemiz : İbadet ve Allah’a Kulluk


Yaratılış gayemizi bilmek, dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşabilmemizin yegâne yoludur. Zira başarılı olmanın en önemli şartı, önce doğru bir hedefe, ardından da bu hedefe ulaştıracak düzgün bir yöneliş sahibi olmaktır.

Yaratılış Gayemiz : İbadet ve Allah’a Kulluk

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ

“Ben, cinleri ve insanları ancak bana ibadet/kulluk etsinler diye yarattım.”  (Zariyat, 51/56.)

Yaratılış gayemizi bilmek, dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşabilmemizin yegâne yoludur. Zira başarılı olmanın en önemli şartı, önce doğru bir hedefe, ardından da bu hedefe  ulaştıracak düzgün bir yöneliş sahibi olmaktır. Bu nedenle bizim bu dünyaya nereden geldiğimizi, burada neler yapmamız gerektiğini ve sonunda nereye gideceğimizi çok iyi  bilmemiz gerekir ki, din dilinde bütün bu hususlar  “yaratılış gayesi” olarak ifade edilir.

Yaratılış gayemiz, Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Arapça ifadesiyle “Allah’a ibadet”, Türkçe ifadesiyle “Allah’a kulluk” olarak ortaya konur: “Biz, cinleri ve insanları ancak bana ibadet/kulluk etsinler diye yarattık.” (Zariyat, 51/56.)

Halkımızın mevcut dinî bilgi düzeyi dikkate alındığında,  ibadet denince akla sadece namaz, oruç, zekât, hac gibi özel ibadetler gelmektedir. Yaradılış gayemiz bunlar olduğuna göre, bunun dışında yaptıklarımız  ibadet, yani Allah katında herhangi bir kulluk değeri taşımamaktadır. O hâlde bizler, diğer işlerimizi bir şekilde geçiştirip kendimizi sadece bu özel ibadetlere hasretmeliyiz!

Böyle bir yaklaşım doğru değildir. Zira kişi namaz kılarken Allah’a ibadet yani kulluk etmektedir. Peki, namaz bittiğinde,  kulluk  sona mı ermektedir? Yani kişi, namaz sonrasında veya dışında haşa bir başkasına mı kullukta bulunacaktır?

Aynı şekilde Allah’ın bir emri olarak zekât vermek özel bir ibadettir. Peki, zekât verebilme gayesiyle helalinden para kazanarak yapılan bir işin dinî bir karşılığı, yani kulluk değeri yok mudur?

İslam inancına göre ibadet, yani Allah Teala’ya kulluk,  sadece özel ibadetlerle sınırlı değildir. Bilakis Allah’a kulluk bilinciyle yapılan her türlü faydalı iş, birer ibadet hükmündedir. Zira bu konuda dinimizin hükmü çok açıktır: “Ameller niyetlere göredir…” (Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1.)

Bu bağlamda onlarca Kur’an ayetleri bizlere amel-i salihi emretmektedir. Buna göre Allah rızası gözetilerek yapılan her iş, bir ibadet yani Allah’a kulluk  hükmündedir: “İman edip yararlı  işler yapanların, namaz kılıp zekât verenlerin Rab’leri katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” (Bakara, 2/277.)

Bunun ötesinde vakti, yeri ve şekli Allah Teala  tarafından belirlenen özel ibadetlerin gayesi, Müslümanın her anını ve eylemini ibadet hâline getirmektir. Nitekim pek çok Kur’an ayeti gündelik  işlerimizi amel-i salihe, yani Allah’ın rızasına uygun bir kulluğa nasıl çevireceğimizi anlatır: “Ölçüyü  adaletle tutun ve eksik tartmayın.” (Rahman, 55/9.)

Buna göre kıldığımız namazlar, tutuğumuz oruçlar,  verdiğimiz zekâtlar ve gittiğimiz hac ve  umreler nasıl birer ibadetse, Allah’ın rızasını  gözeterek yaptığımız öğretmenlik,  doktorluk, askerlik, hâkimlik, vb.  bütün işler de, birer ibadet yani Allah’a  kulluk hükmündedir. Zira Kur’an’daki eğitim, sağlık, cihat,  adalet, vb. taleplerin öncelikli muhatabı doğrudan bu meslekleri yerine getiren kimselerdir: “Asra yemin ederim  ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işle yenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” (Asr, 103/1-3.)

Netice itibarıyla insan, Allah Teala’nın kuludur. Fakat bu kulluk, günümüzde insanların anladığının aksine çok önemli yetkilere ve yüksek bir konuma sahip olmayı ifade etmektedir. Ne mutlu bunun kadrini bilip, hakkını verebilenlere!

Kaynak: Diyanet Aylık Dergi – Eylül 2017 – S.36.


Etiketler :   , , , ,

Bu Yazı Toplam - 142 - Defa Okundu



Benzer yazılar