İnsana Izdırap Veren Evhamlarıdır

| 10 Şubat 2015 |
İnsana Izdırap Veren Evhamlarıdır


Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar insan ve planlar yapar. Bununla birlikte endişeleri de vardır geleceğe dair. Ve belki de hiç başına gelmeyecek şeylerden dolayı evham yaparak huzursuz olur. Hekimoğlu İsmail, “Nedir hayal ve evhamlar? Geçmişin pişmanlıkları, geleceğin endişeleri” diyor.

Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar insan ve planlar yapar. Bununla birlikte endişeleri de vardır geleceğe dair. Ve belki de hiç başına gelmeyecek şeylerden dolayı evham yaparak huzursuz olur. Hekimoğlu İsmail, “Nedir hayal ve evhamlar? Geçmişin pişmanlıkları, geleceğin endişeleri” diyor.

AZRAİL’LE ANLAŞMA MI YAPTIN
Hekimoğlu İsmail, Her an ölmemiz muhtemelken, dünya için bu denli hzuursuz olmak yerine, bi,ze verilen süreyi baki hayatımız için sarfetmemiz gerektiğine vurgu yapıyor. “Mesela kendi hayatımdan misal vereyim: ‘Ben hastayım. Ya bu hastalık devam ederse, şimdi benim ayağım tutmuyor, kolum tutmuyor. Bu hastalık böyle devam ederse, yani yıllarca, mesela on-on beş sene daha devam ederse halim ne olur?’ Peki estağfirullah, ben Azrail’le anlaşma mı yaptım? On sene yaşayacağımı nereden biliyorum? Belki biraz sonra ölürüm!

ALLAH BİZE BU ÖMRÜ NEDEN VERDİ?
Sanki bir on sene daha yaşayacağımız garantiymiş gibi hareket ediyoruz, sonra da bir takım hayallerle, vehimlerle yıprayıtoruz kendimizi, “İnsan her an ölebilir. İster hasta olsun, ister sağlam olsun! Her an ölebilir. Taşınan tabutları görmüyor muyuz? Dolan mezarlıkları görmüyor muyuz? İnsan her zaman ölebilir. Öyleyse evhama düşüp, “Bir ömür boyu hasta yatmak da zordur…” demek çok yanlış. Allah’ın verdiği ömrü ne biliyorsun? Sonra Allah ömür vermiş, niye vermiş? Ahiretimizi kazanalım diye.”

ÖLÜM HİÇLİK DEĞİL
“Ölüm hiçlik değil, yokluk değil, ölen insan kabir kapısından geçer ahiret sarayına çıkar. Ölüm öyle bir anahtardır ki, dünya lambasını kararttığı anda ahiret lambasını açar. Yani ölen insan anında ahirete çıkar ve her şeyin gerçeğini görür. “Eyvah! Niye boş işlerle tükettim ömrümü?” diye öyle bir pişmanlığa düşer ki cehennem azabından daha büyük ızdırap çeker.”

SIKINTILAR HAKKIMIZDA İNAYETTİR
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Nur talebeleri hapishaneye atılınca demiş ki:“Dershane-i Yusufiye’deki muvakkat sıkıntılarınızın daimi lezzetler ve faideler vereceğine inanan sizin gibi ihlaslı zatlara acımak değil, sizi tebrik ve takdir etmek isterim. Perde açılsa anlarız ki bu sıkıntılar hakkımızda bir inayettir.”Yani “Kerameten maziyi ve istikbali görsek, Allah için hapis yatanların cennetlik olduğunu görürüz.” diyor. Yani ümitsizliğe düşmediği gibi, daha büyük ümitlere bel bağlıyor. Kainatı yaratan, fezada gezegenleri, vücudumuzda atomları Mevlevi gibi döndüren Kadir-i Mutlak, kalbimizi çalıştırıyor, damarlarımızda kanımızı dolaştırıyor.

Kaynak : Risale Ajans


Etiketler :   , , , , , , , , ,

Bu Yazı Toplam - 205 - Defa Okundu



Benzer yazılar