Peygamber Efendimizin Bir Günü Nasıl Geçerdi?

| 17 Aralık 2013 |
Peygamber Efendimizin Bir Günü Nasıl Geçerdi?


Peygamber Efendimizin Gündelik Hayatı Nasıldı? Hazreti Muhammed (S.A.S) Bir Günde Yaptığı İbadetler Nelerdir? Peygamberimizin Bir Günlük İbadetleri

Peygamber Efendimizin Gündelik Hayatı Nasıldı? Hazreti Muhammed (S.A.S) Bir Günde Yaptığı İbadetler Nelerdir? Peygamberimizin Bir Günlük İbadetleri

Peygamber Efendimiz (S.A.V) gecenin son üçte birine doğru uyanırdı. Efendimiz (sav) de güne sabah namazı ile başlardı.

Sabaha doğru müezzin, Resûlullah’ın (S.A.V) evine iki defa uğrardı. Birincisinde namaz vaktinin girdiğini haber verir, o zaman Efendimiz tekrar kalkıp sabah namazının iki rekat sünnetini kılar, sağ tarafına uzanıp dinlenirdi. Müezzinin ikinci gelişinde mescide çıkıp kendisini bekleyen ashâbına sabah namazını kıldırırdı. (Buhârî, Teheccüd 23)

Cihana bedel gözlerindeki uykuyu eliyle silerek doğrulur ve “Bizi öldükten sonra dirilten Allah’a hamd olsun. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak da O’dur.” diye dua ederdi.

Namazdan sonra her gün, güneş belli bir yüksekliğe çıkıncaya kadar önce tesbihatını ve o vakte ait mutad evradını yapar, sonra yüzünü ashabına dönerek bağdaş kurar ve ashabıyla sohbet ederdi. Bu sohbetler sırasında gündelik konulardan, tarihi hatıralara, rüya tabirlerinden, imana hizmet konularına, sorulara cevap vermekten, sıkıntısı olanların sıkıntısını gidermeye varıncaya kadar beşeriyetin gereği olan birçok mesele konuşuluyordu.

Bazen Medine’nin berrak gökyüzüne bakarak, Al-i İmrân Sûresi’nin son on bir âyetini okurdu. Sağ tarafından başlayıp gömleğini giyer ve ilk iş olarak inci dişlerini misvâklardı.

Abdest bozacağı yere yaklaştığı sırada “Allah’ım! Her tür şeytandan (kötülüklerden ve günahlardan) sana sığınırım” diye dua eder, oradan uzaklaşırken “Allah’ım! Beni bağışlamanı dilerim” anlamında “Gufrânek” derdi. (Tirmizî, Tahâret 7) Abdest alıp teheccüd namazına başlardı.

Çocuklarla şakalaşırdı.

Canlı ve coşkulu bir ibadetten sonra mübarek bedeni yorulduğu için yeniden istirahata çekilirdi.

Hz. Peygamber öğleden önce bir süre dinlenirdi. Gece ibadet ve benzeri faaliyetlerle uğraşıldığı için yeterince dinlenememek, iş yoğunluğu ve stresten ötürü dikkatin dağılması, bedenin yorulması ve sıcak iklim şartlarından ötürü, gecenin yanı sıra bir de gündüz uyuyup dinlenme söz konusudur. İslami, literatürde buna kaylule denilmektedir. Türkçemizde buna öğle uykusu veya öğle öncesi uyku demek mümkündür.

Büyük bir iştiyakla camiye koşan ashabına gün ortasında öğle namazını kıldırırdı.

İkindi namazı Efendimiz (sav) de bu namaza, Kur’ân’ın işareti ile âdeta ayrı bir değer verir ve Hz. Bilal’in yanık sesiyle ashabını camiye davet ederdi. İkindi vaktı mümini koruma-kollama ile görevli gece ve gündüz meleklerinin nöbet devir anlarından biri olduğu bilindiği için de, namaz sonrası tesbihat daha uzun tutulurdu. Nitekim bir hadis-i şerifte konu şu şekilde anlatılmaktadır: “Gece bir grup, gündüz de bir grup melek yanınızda olurlar. Bunlar sabah ve ikindi namazları vaktinde bir araya gelir ve nöbet değişimi yaparlar. Rableri namaz kılmış kullarının hallerini en iyi bildiği halde, yine o meleklere: ?Kullarımı ne halde bıraktınız?’ diye sorar. Onlar da: ‘Biz onları namaz kılar halde bıraktık ve yanlarına da namaz kılarken varmıştık’, derler.”

Akşam vakti, güz mevsiminin sonunda pek çok canlının ölmesine benzer şekilde, hem insanın bir gün vefat edeceğini, hem de kıyametin başlangıcında dünyanın harap olacağını ihtar eder. Böyle bir anda insan ruhu, şu önemli işleri yapan Zat’ın dergahına durmayı, “Allah-u Ekber” diyerek fânî olan her şeyden el çekip O’na hamd etmeyi, O’nu tesbih etmeyi, büyüklüğünü bir daha haykırmayı şiddetle arzu eder. Hz. Peygamber de bu arzu ile çoğu zaman güneşin batmasından önce akşam namazını beklemeye başlar, ezan okunur okunmaz hemen Yüce Divan’a dururdu. Farz namazdan sonra Evvabin adıyla bilinen 2-6 rekat namaz kılar ve bunu tavsiye ederdi.

Ayrıca geceleri Bakî Mezarlığı’na gider, vefat eden ashâbına dua ederdi. Çok önem verdiği bu görevi hiç ihmâl etmezdi.

Peygamber de ashabına yatsı namazını kıldırır ve önemli bir durum olmazsa, kimseyle konuşmadan dinlenmeye çekilirdi. Uyumaya geçmeden önce dua ederdi. Bilindiği gibi O’nun hayatında dua pek büyük bir yere sahipti.

Namaza başlamadan önce safların ip gibi düzgün tutulmasını tavsiye eder, bazen sahabilerin omzuna dokunarak herkesi bir hizaya getirirdi. (Müslim, Salât 122-128)

Temiz giyinmeye çok önem verirdi. Sehab bulut adında bir sarığı vardı, ve onu Hz.Aliye giydirdi. Sarığın altına da kalensüve (takke) giyerdi. Bazen kalensüveyi sarıksız giyer, bazende sarığı kalensüvensiz sarardı.Sarık sardığı zaman sarığını omuzları arasında sarkıtırdı.Gömlek giymiştir, en sevdiği elbise gömlekti, gömleğinin kolu bileğine kadardı.Cübbe, kaftana benzer olan ferrûc ve ferace giymiştir. En çok sevdiği renk beyaz idi. Buyururki: “Elbiselerinizin en hayırlısı beyaz olanıdır. Beyaz giyinin ve ölülerinizi onunla kefenleyin” demiştir.

Ortalık iyice aydınlanmadan namaz kılınmış olur, kadınlar geldikleri gibi sessizce evlerine döner, âcil işi olmayan erkekler Peygamberimiz’le (S.A.V) beraber olmak, onun gül yüzüne doya doya bakmak için yerlerinden ayrılmazlardı.


Etiketler :   , , , , , , , , ,

Bu Yazı Toplam - 1.617 - Defa Okundu



Benzer yazılar


Google Arama Terimleri: