İslam ve İman Nedir?

| 13 Kasım 2017 |
İslam ve İman Nedir?


İslam ve İman Nedir? İslam Nedir? İman Nedir? İslamın Anlamı Nedir? İmanın Anlamı Nedir? İslam ve İman, İslam Dini, Dini Bilgiler

İslam ve İman Nedir? İslam Nedir? İman Nedir? İslamın Anlamı Nedir? İmanın Anlamı Nedir? İslam ve İman, İslam Dini, Dini Bilgiler

İslam Nedir? İslamın Anlamı Nedir?

İslam tevhid ile yalnızca Allah’a teslim olmak, itaat ile O’na boyun eğmek ve şirkten kurtulmaktır.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“İyilik yaparak (ihsan ile) kendisini Allah’a teslim eden kimseden daha güzel din sahibi kim olabilir?” (en-Nisa, 4/125);

“Kim ihsan edici olduğu halde nefsini Allah’a teslim ederse muhakkak sapasağlam olan kulpa tutulmuş olur.” (Lukman, 31/22)

“İlâhınız bir tek ilâhtır. O halde O’na teslim olun. İtaatkâr ve alçak gönüllü olanları müjdele!” (el-Hac, 22/34)

Hazret-i Âdem’den âhirzaman nebîsine kadar ilâhî teblîğ mahsûlü olan ve adına “dîn” denilen müessesede muhtevâ hep aynıdır ve o muhtevânın adı İslâmdır.

Nitekim Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyurur:

“Bütün peygamberler birbirlerinin babadan kardeşleridir. Dînleri birdir.” (Buhârî, Enbiyâ, 48)

Bu itibarla İslâm, umûmiyetle sanıldığı gibi yalnız Kur’ân’ın muhtevâsına münhasır değildir. Bütün semâvî dînler, beşerî tahrifler meydana gelmeden evvelki hâlleriyle hep odur. Yâni İslâm’dır.

Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh indinde dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır.

Aynı zamanda bu ifade, beşeriyyetin dünyâ ve âhıret selâmeti için yegâne reçetenin de sadece İslâm olduğunun bir beyânıdır.

Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede daha sarih bir şekilde şöyle ifade buyurulur:

“Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

O hâlde tâ Âdem -aleyhisselâm-’dan beri beşerin tekâmül seyrine bağlı olarak bir gelişmeye mazhar olup Kur’ân’da kemâlin zirvesine ulaşmış bulunan İslâm nedir?

İslâm, fikrî, kavlî ve fiilî bakımdan insanı en güzel şekilde yoğurup kemâle erdiren ve karanlıklardan nûra çıkaran seâdet fecridir. Yâni o, alçakta olanları yükseltip zirveleştiren bir müessirdir. Bir toprak gibidir ki, kendisine teslîm olan nice çürük dal ve budak parçalarından, hattâ teressübattan dahî gözleri ve gönülleri okşayan nâdîde güller, menekşeler, lâleler ve zambaklar yetiştirir. Basit ve sıradan kulları mümtaz hâle getirir. Hilkatleri aslî hâllerine çevirerek güzelleştirir. İnsan ve kâinatın sırlarının sermâyesi odur.

İman Nedir? İmanın Anlamı Nedir?

İman; Allah indinden gelen şeyleri kalp ile tasdik ve dil ile ikrardır. İman, lügatta; «mutlak tasdik» mânâsındadır. Habercinin haberine, veya hüküm verenin hükmüne, yani herhangi bir şeye hiç tereddüt etmeden, içten ve kesin olarak inanmak, onun doğru olduğunu kabul etmektir.

İslâm ıstılahında ise iman; Allah’a, Hz. Mulıammed (S.A.V.)in Allah’ın kulu ve resulü olduğuna, ve Onun, Allahü Teâlâ’dan alıp insanlara bildirdiği, kat’î delillerle bilinen şeylerin gerçek olduğuna yürekten vs kesin olarak inanmak, bunların hak ve gerçek olduklarını kalp ile kabul ve tasdik etmektir.

İman; Her iki tariften de anlaşılacağı üzere, «ma’rifet», yani bir şeyi sadece bilmek, iman için kâfi değildir. Bilgi ils yetinmeyerek, onu kalben tasdik etmek şarttır. Çünkü, «bilmek», herhangi bir şeyin, fert tarafından fiil haline getirilmeksizin, kişinin kalbinde bir anda belirivermesidir. Meselâ; aya bakar bakmaz, onun ay olduğunu bilivermek; peygamberin mu’cizesini görünce o anda kalpte onun peygamberliğinin bilgisinin belirivermesi böyledir. «Tasdik» İse bir şeyi tercih edip yapmak neticesinde meydana gelir. İnanılması gersken şeylere kesin olarak inanmak, onları İtiraf etmek, kabul etmek ve tam bir teslimiyetle bağlanmaktan ibarettir.

Bu izahlardan anlaşılacağı üzere, «bilmek» ile «tasdik» arasında umumilik ve hususilik münasebeti, vardır. Ma’rifet, tasdik’e nazaran daha şümullü ve daha geneldir. Tasdik ise daha özeldir. Zira nice kâfirler vardır ki, Peygamberimizin doğruluğunu bildikleri halde mü’min sayılmazlar çünkü kalplerinde tasdik yoktur. Tasdik olmayınca itmi’nan olmaz; o da olmayınca insan mü’min sayılmaz. Bu ifadeleri, Kur’anı Kerim’in âyetleri de te’yit etmektedir:

«Kendilerine kitap verdiklerimiz, o peygamberi, öz oğullan gibi tanırlar. Öyle İken içlerinden bir güruh, kendileri bilip durdukları halde, yine mutlaka hakkı gizlerler.»

«Vaktâ ki, âyetlerimiz böyle parlak olarak onlara geldi: ‘Bu, apaçık bir büyüdür’ dediler. Vicdanları da bunlara tam bir kanaat hasıl ettiği halde, zulüm ve kibir ile yine bunları inkâr ettiler. Fesatçıların encamı, bak nice oldu.»

İslamın ve İmanın Şartları İçin Tıklayın
Mü’min Kime Denir?
Müslüman Kime Denir?


Etiketler :   , , , , , , , , ,

Bu Yazı Toplam - 124 - Defa Okundu



Benzer yazılar